Milliyet den özgürlük sloganıyla sunulan bir hizmet: Yaz Duvara.
Nedir
Flash kullanılarak hazırlanmış yazduvara.com güzel ve mantıklı düşünülmüş bir site. Alt barda, duvarın ne kadar uzunlukta olduğunu, o anda neresinde olduğunuzu görebilirsiniz. Sağ alttaki ok tuşlarını kullanarak duvarı ilerletebilir daha önce başkalarının karalamış olduğu duvarları görebilirsiniz eğer boş ise sprey simgesi çıkacaktır ve oraya dilediğinizi yazabilirsiniz. Daha önceden yazılmış ve henüz yayınlanmamışsa ‘az önce kapıldı’ yazısı görünmektedir. Daha önceden yazılmış olan kısımları dilerseniz oy kullanarak değerlendirebilirsiniz; güzelliği bu ama, amaları var…
Şimdi gelelim asıl önemli konuya
Anasayfasında “Artık kendinizi ve tepkinizi özgürce ifade edebileceğiniz bir duvar var. Bu duvara içinizden geleni yazın. Birşeyleri değiştirebilmek için yazın….” v.s şeklinde kendi duvar yazıları var. Nasıl bir mantık ki özgürlük kelimesini kullanıyorlar ve bir onay mekanizması yapıyorlar. Özgürce slognayıla yola çıkan bir hizmet daha başında özgürlüğü kısıtlıyor, o halde nedir; özgürlük ve dahası gibi kelimeler ve duygular arkasına saklanıp yayın yapmamaktır.
Bir başka olay ise; belli bir okur kitlesi sahibi olan bir gazetenin böyle bir servis yapıp hizmete sunması hiç etik bir davranış değildir. Oraya girecek olanlar çoğunlukla okurları olacaktır ve oy kullanmaları da aynı eğilimde olacaktır. Bir örnek vermek gerekirse; “Başbakanı çok seviyorum”, “Başbakanı hiç sevmiyorum” şeklinde iki duvardaki oy dağılımları sabit olacaktır. Tezatlıklar hep aynı şekilde süre gelecektir.
Teknik olarak ise; daha önceden yazılmış ve henüz moderate edilmemiş duvar oylamaya açık olabiliyor. İnsanların bilmeden ve görmeden oy kullandırılması da saçma.
Keşke böylesine güzel düşünülmüş bir proje, Milliyet sorumluluğunda değil de; kendi çapında birilerinin sorumluluğunda yapılsaydı. Sonuç olarak tepki toplamayı hak eden bir proje olduğunu düşünüyorum.
Görme zorluğu yaşayanlar için ekran da olan biten hareketleri veya yazdığınız yazıları okuyabilen bir programdır. Ses hızını, dalgasını ve konuşmacıyı seçebilirsiniz (Varsayılan Sam amcadır). Yalnız tek sorun ingilizce olması (:
Ekran Okuyucusu, görme zorluğu olanların bilgisayar kurması ya da başka bilgisayarı kullanmasını sağlayan metni konuşmaya çeviren bir programdır.
Programı çalıştırmak için;
- ‘Başlat-Çalıştır’ yolunu izleyerek narrator.exe yazıyor tamam diyoruz. Açılan Microsoft Ekran Okuyucusu ekranda olan bitenleri size okuyacaktır. Gerekli açıklamayı ilk açılan pencereden okuyabilirsiniz. Tamam dedikten sonra ‘İnsan Sesi’ bölümünden gerekli ayarları yapabilirsiniz.
Bu program alt yapısında çalışan geçerli olan programlar ve detaylı bilgi burada.
Blog Oh! Blog tarafından Wordpress kullanıcıları için hazırlanmış sevimli bir tema.
Demo:
Buradan
Yükleme:
.rar: Tutorial Theme
Kurulum:
- Yüklemiş olduğunuz sıkışıtırılmış dosyayı açtıktan sonra ‘blog dizini/wp-content/themes’ dizinine yüklüyoruz.
- Wordpress Yönetim paneli, Görünüm bölümünden temayı seçiyoruz.
Kullanım:
- Temanın özelliğinde bulunan anasayfada yan resimlerin gösterimi için, yazmış olduğunuz yazının ‘Özel Alanlar’ sekmesinden anahtar kısmına ‘thumb’ yazıyor, değere ise görünmesi istediğiniz 129×126px boyutundaki resimin yolunu giriyorsunuz.
Düzenlemeler:
- ‘images/logo.psd’ dosyasını Photoshop ile düzenleyebilirsiniz. Düzenlediğiniz resimi logo.gif şeklinde kayıt ederek, aynı dizine yükleyiniz.
- Hakkında yazısını düzeltmek için; sidebar.php dosyasının 5. satırına gerekli metini giriniz.
Ekran Görüntüsü:

Blogküre denilen camia da bana fazla söz söylemek düşmez ama düşüncelerimi ifade etmekten de geri kalamam (: Bu yazacaklarım şirket ve topluluk blogları haricindedir.
Henüz tam olarak Türkçesi bilinmeyen, bilindiği halde kullanılmayan Bloglama(blog) üzerine söylenecek, söylenmesi gereken bir çok söz var. Bunlardan bir tanesi “Neden Bloglarız?” veya “Neden Yazarız?”.
Ahmet Ali ‘ye yöneltiğim bir sorudan sonra konu konuyu açarak daldan dala atladık, yalnız üzerinde en hassas şekilde durduğumuz neden yazdığımız ve blogun anlamı. Kendisi de bunu yazdığı yazıda belirtmiş.
Nedir?
Öncelikle bloglarız dan ziyade blogun anlamına gelecek olursak; weblog uzunudur, blog kısasıdır. Web Log ise bana göre; gerçek hayatta günlük diye tabir ettiğimiz, içimizi dökebildiğimiz kağıt parçacıkların oluşturduğu kişisel çalışmanın elektronik ortamda yazılması ve paylaşılmasıdır. Sonuç olarak temel alınması gereken nokta ‘kişisel’ olmasıdır. Bloglamak bunun eylemidir.
Ne Değildir?
Bloglamak; herkesin yakındığı kopyala-yapıştır değildir. Bu klasik ve herkesin ortak noktası. Dikkat çekmek istediğim nokta ise bir örnek vermek gerekirse; ‘aaaa google groups kapanmış, yazmalıyım… Başlık: Google Kapandı / Yazı: Google groups kapandı, yakında bütün internet kapanacak’ şeklinde bir yazıyı ele alalım. Nerede buradaki kişisellik, nerede gelecek veya geçmiş ile ilgili kaygısı, nerede bunun üzerine düşündüğü çözümleri…
Ne Olmalıdır?
Blog yazmak haber aktarmak, duyuru yapmak, kopyala-yapıştır olmamalıdır. Blog yazmak (bloglamak) kişiselliktir, kişisel kalmalıdır.
Son Söz
Asıl üzerine durmak istediğim blogun anlamı ve amacıdır. Detaylara girmeden kaygı ve düşüncelerimi aktardım, bilen anlar zaten (: Uzun uzun yazılması ve tartışılması gereken bir konu ama fazla yazmak istemiyor bu yazının önünü açık bırakıyorum.
Türk Blog Yazarları Ankara Buluşması yer ve zaman olarak planlandığı gibi gerçekleşti. Belirlenen program dışında yalnız konular dahilinde gerçekleşen buluşma da dinleyici olmayı tercih ettim ve hiç konuşmadım; kişisel fikir alış verişleri haricinde. [1] , [2] , [3] , [4] , [5] , [6]
Buluşma sonrasında yine konuşmamayı tercih ediyor, sizi Buluşma ve Konuşmalar - Buluşma Sonrası ‘nı özetleyen ve phpBB konuları hariç aynen katıldığım Erdem Çorapcıoğlu yazısına yönlendiriyorum. Buyrun buradan
Sonuç olarak güzeldi, tekrarını umarım.