Hikayelerin Gerçek Yüzü
Çocukluk hikayelerimizi farklı anlatımlarla bugüne kadar duyduk, duymaya devam edeceğiz. İlk dinlediğim de, ilk okuduğum da, ilk izlediğim de masumca, kötüyü ve iyiliği ana tema olarak seçmiştir hepsi. Bizlere kötülüğün nelere mal olabileceğini, iyinin nelere kadir olabileceğini yansıtmıştır. Hikayenin baş kahramanları her zaman iyi, masum, mazlum, sevimli, sevgi kelebeği karakterine bürütülmüştür. Ama bugün bütün düşüncelerim değişti, hikayelerin gerçek yüzünü gördüm. Aslında bütün hikayeler cinsellik üzerine kurulmuş… Kötü olan onlarmış ! (: Resimlerin kaynağı burasıdır
Kırmızı Başlıklı Bayan

Kurtun büyükannesinin evine girip büyükannesini yemesinin sebebi kırmızı başlıklı kızı da yemek değilmiş. Yatağa girmeler, kırmızı başlıklı kızı beklemekler, sonra ona saldırmalar… Bu kısmı bize anlatılanmış. İşin aslı; onların bir motoru var, kurt karizma, kırmızı başlıklı kız sexi, sepetinde tatlı pasta değil şampanya var ve onlar sevgili. Bu ikilinin planları varmış, buluşmalarına engel olan ve karşı çıkan büyükannesini ortadan kaldırmak. Olağan bir şeymiş gibi süs vermek için eve giriyor, yutuyor, kırmızı başlıklı kızı bekliyor, saldırıyor ve kırmızı başlıklı kız kaçıyor… Sonrası uydurma işte…
Kül Kedisi

Hikayenin kahramanları önemli değil, önemli olan o zaman ki yaşam şartları ve teknoloji. O zamanlar (fii) hoparlör icat edilmiş, at arabalarının camları otomatikmiş. Belki peri yapmıştır ama olsun bugünki periler ileri teknoloji değil günün teknolojisini kullanıyor (: Hikaye normalde prens üzerine kuruluymuş aslında. Kül kedisi yalnız ayakkabasını değil elbisesini de bırakmış ve prens ülkedeki bütün evleri gezerek bunu nasıl çıkarttı ise giydirip tekrar çıkartmış, aynı duyguları hissedebilirmiyim merakıyla. Sonuç olarak bulmuş, mutlu mesut olmuşlar ama çok daha fazla duygu yüklü olduğu anlar olmamış değil olmuş, özellikle kül kedisinin evindeki o çirkin ve kendini beğenmiş olarak bildiğimiz kızların bir tanesi Pamella Anderson, diğeri de Anjelia Julie duygusu vermiş diyorlar.
Pamuk Prenses

En çok hayal kırıklığı yaratan hikaye Pamuk Prenses oldu. Evet pamuk gibi olduğu doğruymuş yalnız orta da cadı, kurbağa, öpücük yokmuş. Olanlar yedi cüceler, prens, kral ve pamuk prensesmiş. Şimdi, pamuk sarayda çalışan birisinin kızıymış. Prens ile birbirlerini görürler, severler, sevgili olurlar. Kral bunu öğrenince karşı çıkar, e prens de pısırık birşey diyemiyor. Gizli gizli devam ederler ama kral bunları yakalar, pamuğu gizlice öldürtmek ister, prens bunu öğrenir, pamuğa söyler. Pamuk kaçar ormana girer 7 cücelerin evlerine. Cadı vardı, bana böyle şöyle yaptı yapacak diye bunları kandırır, yerleşir oraya. Prens de gizli gizli gelirmiş hergün. Bir gün basılmışlar bunlar ama oraları çok karışıkmış bende anlayamadım. Velhasıl mutlu sonları kralın ölmesiyle gerçekleşmiş.
Sarı Saçlı Prenses (?) -Rapunzel (miş)

Bunun hakkında söylenecek birşey yok, ismini dahi hatırlayamadım. Hikaye zaten belli bir mekanda geçiyordu mekan da resim de gerçek yüzüyle burada.
Sonuç Olarak
Eskiden reşit olanlar çok fantastik ve sapıklarmış, dillere destan bazı olaylar olmuş dilden dile dolaşa dolaşa küçüklerde duymaya başlamış. Bir akıllı çıkmış bu sapıkça şeyleri değiştirmiş, masumlaştırmış, kötüyü iyi yapıp, olmayanı olur gibi meydanlarda anlatmış. Bunları duyanlar, fantastik işler bize göre değil, eğlence ve fantazilerimiz yerine biz zamanımızı üretime verseydik şimdi şöyle şöyle olurduk demişler. Biz olamadık en azından çocuklarımız akıllı olsun, zamanlarını iyi değerlendirsin demişler ve geceleri çocuklarını uyuturken bunları masal niyetine anlatmaya başlamışlar. Bir nesil sonra bunlar gelişmeye, üretim yapmaya ve daha güzel bir hayat yaşamaya başlamışlar.
Aslında bu yazdıklarım da bir hikaye, ama hikayelerin merkezleri şuan böyle…
